10 Haziran 2012 Pazar

Arınma...


Arınma; arınmak işi, temizlenme... Ruhun tutkulardan temizlenmesi...

Ruhunuzu tutkulardan temizlemeyi denediniz mi bilmem ama hiç duru olmayı, saçınızın renginden, teninizin renginden, tırnaklarınızın şeklinden, ten kokunuzdan mutlu oldunuz mu?

Yakın zamanda etrafıma bakıp anlayamadığım bir dedikodu kazanı güruhu mevcut. Hem de öyle böyle değil... Neden bu kadar ilgilendiriyor bir takım şeyler anlamak mümkün değil. Bir de başlarından hiç bir şey geçmemiş insanlar, başkasının başına gelen şeyi eleştiriyor. Geçen hafta facebook sayfamda da söylediğim gibi: "Onun yaşadıklarını yaşamamış olmanız, onu yargılayabileceğiniz anlamına gelmez...". Evet gelmez!

Herkes kendine dönüp baksın... İstediğiniz kadar eleştirebilirsiniz beni ancak zırt pırt saçlarının rengini değiştiren, anlamsız vakitlerde vücut sergisi çabasına giren kadınları/adamları sanırım hayatım boyunca anlayamayacağım... İnsan nasıl kendini sevmez? Ya da bu kadar mı sevmez?

Korkmayın bütün uzuvlarınız yerinden size bakıyor, bir yere kaçmıyorlar... Bir rahatlayın, gevşeyin... Hayat güzel, sessizlik güzel, kendi kazanınızda kaynayın, uzak durun...

Yukarıdaki fotoğraf gerçek bir huzur resmidir benim için... İki bisiklet hızdır, yavaşlıktır, sohbettir, bir taş duvarın üzerinden aşağıya ayak sallandırmaktır, özlemdir, masumiyettir, rimelsiz hafta sonudur, candır, tanedir, arınmadır, ateştir...

Hiç yorum yok: